SOYKIRIM SUÇUNA İŞTİRAK EDENLERİN CEZALANDIRILMASINA İLİŞKİN KANUN
TEKLİFİMİZ
Gazze’de yaşanan trajedi ve
soykırım acımasızca devam etmektedir. Abluka altındaki Gazze halkına yönelik bu
soykırım, uluslararası toplumun sessizliğinden alınan cesaret ve bazı ülkelerin
desteğiyle pervasızca sürdürülmektedir. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar başta
olmak üzere on binlerce masum insanın katledildiği bu vahşet, insanlık onuruna
ağır bir darbe vurmaktadır. Buna karşın elinde güç ve yetki bulunanlar
tarafından, soykırımı durduracak somut ve caydırıcı adımlar bir türlü
atılmamaktadır.
Soykırım Suçuna İştirak Edenlerin
Cezalandırılması için geçen yıl aralık ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
sunduğumuz Kanun Teklifimiz, aradan bir yıl geçmesine rağmen hâlâ daha Genel
Kurulda görüşülmeyi beklemektedir. Buradan Meclis’te grubu bulunan tüm
partilere çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Kanun teklifimizi, bütçe
görüşmelerinin hemen ardından gündemin ilk sırasına taşıyalım ve hızla yasalaşmasını
sağlayalım. Temennimiz, bu teklifin Meclis’te oy birliğiyle kabul edilmesidir.
Bu, Türkiye’nin soykırım suçlarına karşı net ve güçlü bir duruş sergilediğini
dünyaya ilan etmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda, işgal
rejiminin gerçekleştirdiği soykırıma rağmen hâlâ daha Türkiye’de soykırım suçu
işleyenler aleyhinde kanun çıkarmanın önünde birtakım direnç noktalarının
olması, Türkiye’nin geleceği adına kaygı vericidir.
AİLE KURUMUNUN
GÜÇLENDİRİLMESİ İÇİN “AİLE HAKEMLİĞİ” ÖNERİMİZ
Aile kurumu büyük bir saldırı altındadır. TÜİK verileri ve
uzman raporları gidişatın tehlikelerini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum,
aile birliğinin korunması ve aile kurumunun güçlendirilmesi adına yeni ve
etkili yöntemlerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Günümüzde aile uyuşmazlıklarında
özellikle polis ve mahkeme süreçlerinin başlamasıyla birlikte, ailelerin
mahremiyeti ciddi şekilde zedelenmekte ve tarafların tüm özel hayatlarının
aleniyet kazanmasına yol açmaktadır. Böylece tarafların tekrar bir araya gelme
ve uzlaşma ihtimalleri büyük ölçüde azalmaktadır.
HÜDA PAR olarak, aile
uyuşmazlıklarının çözümünde İslam Aile Hukuku’nda yer alan Aile Hakemliği
sistemini öneriyoruz. Nisa Suresi’nin 35. ayetinde emredilen bu yöntem, Osmanlı
döneminde etkili bir şekilde uygulanmış, aile mahremiyetini gözeterek eşlerin
sorunlarını çözmeye katkı sunmuştur. Hakemlerin eşlerin ailelerinden seçilmesi,
taraflar arasında güveni artırarak uzlaşma olasılığını yükseltmektedir. Ayrıca,
mahkeme süreçlerinin mahremiyeti zedeleyici etkilerinin önüne geçmektedir.
Aile hakemliği, evliliklerin
sürdürülmesini kolaylaştırırken, bireylerin psikolojik ve sosyal refahını da
destekleyecek bir çözümdür. Bu konuda, ilgili kurumların rehberliğinde yasal
düzenlemeler yapılmasını talep ediyoruz. Yakın zamanda, aile hakemliği
konusunun araştırılması ve uygulanabilirliğinin incelenmesi için Türkiye Büyük
Millet Meclisi’ne soru önergesi verdiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.
ALKOLLÜ İÇKİNİN
SAHTESİ DE GERÇEĞİ DE ÖLDÜRÜYOR!
İstanbul’daki sahte içki vakası
ve Mersin’de yaşanan bıçaklı cinayet, alkolün bireysel ve toplumsal düzeyde ne
denli tehlikeli olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Alkol tüketimi
hem sağlık sorunlarına yol açmakta hem de bireylerin psikolojik durumlarını bozarak,
şiddet gibi ciddi toplumsal problemleri tetiklemektedir.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre alkol
tüketimi, her yıl milyonlarca ölüme neden olmaktadır. Alkolün doğrudan neden
olduğu hastalıkların yanı sıra yol açtığı kazalar, intiharlar ve şiddet olayları
da önemli bir ölüm sebebidir.
Sahte içkiden dolayı İstanbul’da
22 kişinin hayatını kaybetmesi, bir sağlık sorunu olmanın ötesinde, bu sistemin
ve düzenin bir yansımasıdır.
Diğer yandan Mersin’de alkol
alanlardan birinin, yanındaki 3 akrabasını bıçaklayarak öldürmesi, alkolün
bireyler arasındaki ilişkilerde nasıl yıkıcı bir rol oynayabileceğini
göstermektedir.
Alkolün yol açtığı şiddet sadece
fiziki bir tehdit oluşturmaz; toplumsal bağları zedeler, aile içi
huzursuzluklara ve psikolojik travmalara da yol açar. Bu tür vakalar sadece
bireysel değil, toplumsal bir sorundur.
Alkol kullanımını yalnızca
bireysel bir tercih olarak görmek doğru değildir. Alkol, sahtesiyle,
gerçeğiyle, toplumun sağlığını ve huzurunu tehdit eden ciddi bir problemdir.
Alkolün sahtesi öldürür, gerçeği cinayet işletir. Hem bireysel hem de toplumsal
düzeyde bu soruna karşı daha etkin bir mücadele gerekmektedir. Aksi takdirde bu
tür trajik olayların sayısı artmaya devam edecektir.
GAZZE’DE KATLİAM VE LÜBNAN’DA ATEŞKES İHLALLERİ
Siyonist
terör rejiminin, Gazze’de bir yıldan uzun süredir gerçekleştirdiği soykırım
sürüyor. Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’un kuzeybatısında sözde “güvenli
bölge” olarak ilan edilen Mevasi’deki çadırların bombalanması sonucu onlarca
kişi yanarak can verdi. Kuşatma altındaki kuzeyde de sağlık hizmetleri durma
noktasına gelmiş, insanlar hastalık ve açlık nedeniyle şehit düşmektedir.
Gazze’deki katliamı sürdüren
işgal rejimi, Lübnan'da da ateşkes anlaşmasına uymamaktadır. Güneydeki bölgeleri hedef alarak, semalarında
insansız hava aracı (İHA) uçurarak, evleri patlatarak Lübnan ile ateşkes
anlaşmasını defalarca ihlal etmiştir.
Siyonist işgal rejiminin katliam
ve ihlallerinin sebebi dünyadaki tepkisizliktir. Uluslararası hukuku tanımadığını açıkça ifade
eden terör rejimi, soykırımla yargılanmasına rağmen herhangi bir yaptırımla
karşılaşmamıştır. BM’nin ve diğer
uluslararası kuruluşlarının işlevini yitirdiği dünya düzeni, ABD himayesindeki
teröristlere teslim olmuştur.
İslam dünyası da Gazze sınavını
geçememiştir. Bölge ülkeleri yöneticilerinin tepkisizliğinin yanı sıra Müslüman
kamuoyu da Gazze soykırımını gündemden düşürmüştür.
Bu sessizliğin gölgesinde
Filistin Yönetimi'ne bağlı El Fetih hareketi ve HAMAS hareketinden heyetler
savaş sonrası Gazze Şeridi'ni yönetecek ortak bir komite kurulması için taslak
belge üzerinde anlaşma sağladı. Bu, Filistin siyasi birliğinin sağlanması
yönünde önemli bir adımdır. Filistin halkı ve siyasi unsurları kendi
topraklarında siyonist varlığını reddetmeli, işgalcilerin planlarına karşı
birlik ve beraberliğini sağlamalıdır.
Müslüman kamuoyu ve vicdan sahibi
tüm insanlar Gazze soykırımını gündemden düşürmeyerek terör rejimi durdurulana
kadar baskı politikasını sürdürmelidir.
HÜDA PAR GENEL MERKEZİ
