Haftalık Gündem Değerlendirmemiz [09.12.2024]

SOYKIRIM SUÇUNA İŞTİRAK EDENLERİN CEZALANDIRILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİMİZ

Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım acımasızca devam etmektedir. Abluka altındaki Gazze halkına yönelik bu soykırım, uluslararası toplumun sessizliğinden alınan cesaret ve bazı ülkelerin desteğiyle pervasızca sürdürülmektedir. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere on binlerce masum insanın katledildiği bu vahşet, insanlık onuruna ağır bir darbe vurmaktadır. Buna karşın elinde güç ve yetki bulunanlar tarafından, soykırımı durduracak somut ve caydırıcı adımlar bir türlü atılmamaktadır.

Soykırım Suçuna İştirak Edenlerin Cezalandırılması için geçen yıl aralık ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğumuz Kanun Teklifimiz, aradan bir yıl geçmesine rağmen hâlâ daha Genel Kurulda görüşülmeyi beklemektedir. Buradan Meclis’te grubu bulunan tüm partilere çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Kanun teklifimizi, bütçe görüşmelerinin hemen ardından gündemin ilk sırasına taşıyalım ve hızla yasalaşmasını sağlayalım. Temennimiz, bu teklifin Meclis’te oy birliğiyle kabul edilmesidir. Bu, Türkiye’nin soykırım suçlarına karşı net ve güçlü bir duruş sergilediğini dünyaya ilan etmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda, işgal rejiminin gerçekleştirdiği soykırıma rağmen hâlâ daha Türkiye’de soykırım suçu işleyenler aleyhinde kanun çıkarmanın önünde birtakım direnç noktalarının olması, Türkiye’nin geleceği adına kaygı vericidir.

 

AİLE KURUMUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ İÇİN “AİLE HAKEMLİĞİ” ÖNERİMİZ

Aile kurumu büyük bir saldırı altındadır. TÜİK verileri ve uzman raporları gidişatın tehlikelerini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, aile birliğinin korunması ve aile kurumunun güçlendirilmesi adına yeni ve etkili yöntemlerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Günümüzde aile uyuşmazlıklarında özellikle polis ve mahkeme süreçlerinin başlamasıyla birlikte, ailelerin mahremiyeti ciddi şekilde zedelenmekte ve tarafların tüm özel hayatlarının aleniyet kazanmasına yol açmaktadır. Böylece tarafların tekrar bir araya gelme ve uzlaşma ihtimalleri büyük ölçüde azalmaktadır.

HÜDA PAR olarak, aile uyuşmazlıklarının çözümünde İslam Aile Hukuku’nda yer alan Aile Hakemliği sistemini öneriyoruz. Nisa Suresi’nin 35. ayetinde emredilen bu yöntem, Osmanlı döneminde etkili bir şekilde uygulanmış, aile mahremiyetini gözeterek eşlerin sorunlarını çözmeye katkı sunmuştur. Hakemlerin eşlerin ailelerinden seçilmesi, taraflar arasında güveni artırarak uzlaşma olasılığını yükseltmektedir. Ayrıca, mahkeme süreçlerinin mahremiyeti zedeleyici etkilerinin önüne geçmektedir.

Aile hakemliği, evliliklerin sürdürülmesini kolaylaştırırken, bireylerin psikolojik ve sosyal refahını da destekleyecek bir çözümdür. Bu konuda, ilgili kurumların rehberliğinde yasal düzenlemeler yapılmasını talep ediyoruz. Yakın zamanda, aile hakemliği konusunun araştırılması ve uygulanabilirliğinin incelenmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verdiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.

 

ALKOLLÜ İÇKİNİN SAHTESİ DE GERÇEĞİ DE ÖLDÜRÜYOR!

İstanbul’daki sahte içki vakası ve Mersin’de yaşanan bıçaklı cinayet, alkolün bireysel ve toplumsal düzeyde ne denli tehlikeli olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Alkol tüketimi hem sağlık sorunlarına yol açmakta hem de bireylerin psikolojik durumlarını bozarak, şiddet gibi ciddi toplumsal problemleri tetiklemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre alkol tüketimi, her yıl milyonlarca ölüme neden olmaktadır. Alkolün doğrudan neden olduğu hastalıkların yanı sıra yol açtığı kazalar, intiharlar ve şiddet olayları da önemli bir ölüm sebebidir.

Sahte içkiden dolayı İstanbul’da 22 kişinin hayatını kaybetmesi, bir sağlık sorunu olmanın ötesinde, bu sistemin ve düzenin bir yansımasıdır.

Diğer yandan Mersin’de alkol alanlardan birinin, yanındaki 3 akrabasını bıçaklayarak öldürmesi, alkolün bireyler arasındaki ilişkilerde nasıl yıkıcı bir rol oynayabileceğini göstermektedir.

Alkolün yol açtığı şiddet sadece fiziki bir tehdit oluşturmaz; toplumsal bağları zedeler, aile içi huzursuzluklara ve psikolojik travmalara da yol açar. Bu tür vakalar sadece bireysel değil, toplumsal bir sorundur.

Alkol kullanımını yalnızca bireysel bir tercih olarak görmek doğru değildir. Alkol, sahtesiyle, gerçeğiyle, toplumun sağlığını ve huzurunu tehdit eden ciddi bir problemdir. Alkolün sahtesi öldürür, gerçeği cinayet işletir. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bu soruna karşı daha etkin bir mücadele gerekmektedir. Aksi takdirde bu tür trajik olayların sayısı artmaya devam edecektir.

 

GAZZE’DE KATLİAM VE LÜBNAN’DA ATEŞKES İHLALLERİ

Siyonist terör rejiminin, Gazze’de bir yıldan uzun süredir gerçekleştirdiği soykırım sürüyor. Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’un kuzeybatısında sözde “güvenli bölge” olarak ilan edilen Mevasi’deki çadırların bombalanması sonucu onlarca kişi yanarak can verdi. Kuşatma altındaki kuzeyde de sağlık hizmetleri durma noktasına gelmiş, insanlar hastalık ve açlık nedeniyle şehit düşmektedir. 

Gazze’deki katliamı sürdüren işgal rejimi, Lübnan'da da ateşkes anlaşmasına uymamaktadır.  Güneydeki bölgeleri hedef alarak, semalarında insansız hava aracı (İHA) uçurarak, evleri patlatarak Lübnan ile ateşkes anlaşmasını defalarca ihlal etmiştir.

Siyonist işgal rejiminin katliam ve ihlallerinin sebebi dünyadaki tepkisizliktir.  Uluslararası hukuku tanımadığını açıkça ifade eden terör rejimi, soykırımla yargılanmasına rağmen herhangi bir yaptırımla karşılaşmamıştır.  BM’nin ve diğer uluslararası kuruluşlarının işlevini yitirdiği dünya düzeni, ABD himayesindeki teröristlere teslim olmuştur.

İslam dünyası da Gazze sınavını geçememiştir. Bölge ülkeleri yöneticilerinin tepkisizliğinin yanı sıra Müslüman kamuoyu da Gazze soykırımını gündemden düşürmüştür.

Bu sessizliğin gölgesinde Filistin Yönetimi'ne bağlı El Fetih hareketi ve HAMAS hareketinden heyetler savaş sonrası Gazze Şeridi'ni yönetecek ortak bir komite kurulması için taslak belge üzerinde anlaşma sağladı. Bu, Filistin siyasi birliğinin sağlanması yönünde önemli bir adımdır. Filistin halkı ve siyasi unsurları kendi topraklarında siyonist varlığını reddetmeli, işgalcilerin planlarına karşı birlik ve beraberliğini sağlamalıdır.

Müslüman kamuoyu ve vicdan sahibi tüm insanlar Gazze soykırımını gündemden düşürmeyerek terör rejimi durdurulana kadar baskı politikasını sürdürmelidir.

 

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.